Garaj Gündem
🔎
Pazar #ODMD #Otomotiv Pazarı #Hakan Tiftik #Otomobil Satışları #Elektrikli Araçlar

ODMD'de Yeni Dönem: 2026-2028 Yönetim Kurulu Belli Oldu

Türk otomotiv sektöründe 57 markayı temsil eden ODMD'nin 40. Olağan Genel Kurulu'nda yeni yönetim belli oldu. Hakan Tiftik başkanlığındaki yeni dönem, pazarın yapısal sorunlarıyla yüzleşecek.

29 Mart 2026 • 5 dk okuma süresi • Kerem Yılmaz

Türk otomotiv pazarında faaliyet gösteren 57 markanın çatı kuruluşu Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği yeni yönetimini seçti. 25 Mart Çarşamba günü gerçekleştirilen 40. Olağan Genel Kurul ile 2026 ve 2028 yıllarını kapsayan dönemin kadrosu kesinleşti. Dört yıldır başkanlık koltuğunda oturan Toyota Türkiye CEO’su Ali Haydar Bozkurt bayrağı Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı Hakan Tiftik’e devretti. Ortada sadece bir isim değişikliği yok.

Okuyucu bu devir teslimin pazar dinamiklerine nasıl yansıyacağını haklı olarak merak ediyor. Yanıt eski dönemin bıraktığı mirasta ve yeni yönetimin omuzlarına binen yükte saklı duruyor. Bozkurt dönemi tedarik krizlerinin ve fahiş fiyat artışlarının gölgesinde otomobilin bir yatırım aracına dönüştüğü suni rekorların dönemiydi. Geçtiğimiz yıl pazarın bir milyon üç yüz bin adedi aşarak rekor kırması yüksek enflasyonist ortamda paranın değerini koruma telaşının bir eseriydi.

Yeni başkan Hakan Tiftik artık tamamen normalleşmeye çalışan ve gerçek sorunlarıyla yüzleşen bir pazar devralıyor. Krediye erişim zorlukları pazarın önündeki en büyük engel olmaya devam ederken bankaların katı tutumu tüketiciyi boğuyor. Yeni yönetimin sadece otomobil satmaya değil tüketicinin finansmana erişimini sağlayacak yolları açmaya odaklanması gerekiyor. Aksi halde bu yıl pazarın daralması kaçınılmaz bir son.

Derneğin yönetim kurulu listesi oldukça iddialı isimlerden oluşuyor. Bahaettin Tatoğlu, Gino Bottaro, Özgür Yücetürk, Murat Berkel, Bülent Kılıçer ve Abdullah Selim Okutur ana kadroyu şekillendiriyor. Bu isimlerin her biri kendi markalarında zorlu pazar koşullarını yönetmeyi başarmış deneyimli yöneticiler. Denetleme kurulunda ise İbrahim Anaç, Zafer Başar ve Tufan Akdeniz görev alıyor.

Ancak kağıt üzerindeki başarı sahaya yansımadığında hiçbir anlam ifade etmiyor. Hakan Tiftik ve ekibinin önünde çözülmesi gereken çok net ve ağır sorunlar duruyor. Dernek yıllar önce adına mobilite kelimesini ekleyerek vizyonunu genişlettiğini duyurmuştu. Ne var ki değişen dinamiklerde sadece derneğin ismini değiştirmek yetersiz kalıyor.

Türkiye genelinde elektrikli araç altyapısı ve şarj ağı yatırımları hala istenen seviyenin çok uzağında bulunuyor. Mobilite kavramının altının doldurulması için yeni yönetimin hükümetle masaya oturup somut adımlar atması şart. Avrupa Birliği yeşil dönüşüm hedefleriyle ilerlerken Türkiye’nin mevcut vergi sistemi bu teknolojik devrimi engelliyor. Özel Tüketim Vergisi sistemi tamamen çağdışı kalmış durumda.

Motor hacmine dayalı bu ilkel vergilendirme modeliyle modern ulaşım alışkanlıklarına geçiş yapılamaz. Hakan Tiftik başkanlığındaki yeni dernek yönetiminin en büyük sınavı bu sistemin değişmesi için yaratacağı etki olacak. Yeni teknolojilerin ve elektrikli araçların daha erişilebilir olması için köklü bir reforma ihtiyaç duyuluyor. Vergi yükü hafifletilmeden sadece markaların kendi içindeki kampanyalarıyla pazarın ayakta kalmasını beklemek hayalperestlikten öteye gidemez.

Derneğin sadece bir distribütörler kulübü olmadığını ve politika belirleyici bir lobi gücü olduğunu kanıtlaması gerekiyor. Bir diğer kritik konu ise Çin menşeli araçlara uygulanan ek gümrük vergileri ve yatırımı teşvik eden yeni düzenlemeler olarak öne çıkıyor. Pazardaki rekabet dengesi son iki yılda büyük bir sarsıntı geçirdi. Yeni yönetim hem mevcut Avrupalı ve yerli üreticilerin haklarını korumak hem de tüketiciye çeşitli seçenekler sunan yeni oyuncuların pazara entegrasyonunu sağlamak zorunda.

Dengeyi kuramamaları halinde sektör içi çatışmaların alevlenmesi an meselesi haline gelecek. Çinli markaların pazardaki agresif büyümesi geleneksel oyuncuları ciddi şekilde rahatsız ediyor. Tüketici cephesinden bakıldığında ise uygun fiyatlı elektrikli araçlara erişim büyük bir avantaj yaratıyor. Derneğin burada sergileyeceği duruş çok büyük önem taşıyor.

Kurum rekabetin önünü kesen korumacı politikaları mı savunacak yoksa pazarın serbest yapısını destekleyerek tüketicinin lehine mi hareket edecek sorusu yönetimin vizyonunu test edecek. Yeni yönetimin şeffaflık konusunda da ezber bozan adımlar atması bekleniyor. Aylık satış verilerinin açıklanması önemli bir görev olsa da artık sektörün geleceğine dair daha derinlikli analizlere ihtiyaç var. İkinci el piyasasındaki dalgalanmaların sıfır kilometre araç bulunabilirliği ile doğrudan bağlantısı bulunuyor.

Bu bağlantıyı yönetecek makro stratejilerin kamuoyuyla paylaşılması şart. Otomotiv ihracatına destek için kurulan fonlar gibi adımlar sektörün finansman ayaklarını güçlendiriyor. Yönetimin bu tür yapısal finansman modellerini iç pazara da uyarlayacak projeler geliştirmesi gerekiyor. Banka kredilerine hapsolmuş bir perakende müşterisi yerine farklı kullanım modellerinin önünü açacak mevzuat değişiklikleri talep edilmeli.

Araç sahipliği kavramı dünyada değişiyor ve Türkiye bu değişime direnemez. Borusan Otomotiv İcra Kurulu Başkanı sıfatıyla yıllardır lüks segmentte ve elektrikli dönüşümde önemli işlere imza atan Hakan Tiftik bu tecrübesini genele yaymak zorunda. Premium markaların sorunlarıyla kitlesel markaların sorunları doğal olarak farklılık gösteriyor. Ancak ortak payda olan ağır vergi yükü ve şarj altyapısı eksikliği herkesin canını yakıyor.

Başkanın bu birleştirici rolü üstlenip üstlenemeyeceği önümüzdeki aylarda netleşecek. Derneğin yedek yönetim listesinde Halil Karagülle, Ahu Turan, Alican Emiroğlu, Uğur Sakarya ve Gamze Gökçen Pilevne gibi sektörün yakından tanıdığı profesyoneller var. Bu geniş kadro sektörün tüm renklerini ve segmentlerini kapsayan bir yapı kurulduğuna işaret ediyor. Denetleme kurulu yedek listesinde de İsmail Ergun, Yiğit Boztürk ve Tansu Giz yer alıyor.

Liste oldukça zengin ve potansiyel yüksek ancak eylem planı henüz belirsizliğini koruyor. Önceki yönetimin en büyük mazereti pandeminin ve küresel tedarik krizinin yarattığı olağanüstü koşullardı. Gerçekten de o dönemde gemilerin limanlara yanaşamadığı ve çip krizinin üretimi durdurduğu zorlu günler yaşandı. Yeni yönetimin ise böyle bir mazereti yok.

Tedarik zincirleri düzeldi ve araç bulunabilirliği sorunu tamamen ortadan kalktı. Bu kadar basit. Müşteri artık bayiye gittiğinde istediği aracı anında bulabiliyor. Hatta markalar stoklarını eritebilmek için devasa ve maliyetli kampanyalar düzenlemek zorunda kalıyor.

Satışların önündeki tek engel doğrudan ekonomik koşullar ve devletin otomotiv üzerindeki ağır vergi politikası. Yeni yönetimin asıl görevi de tam olarak bu noktada başlıyor. Önümüzdeki dönem Türk otomotiv sektörü için bir hayatta kalma mücadelesinden çok bir sınıf atlama sınavı olacak. Elektrikli araç pazar payının yükseldiği bir ortamda altyapı yetersizlikleri kabul edilemez.

Sektörün ticari araç tarafındaki daralma tehlikesi de masada bekleyen acil konulardan biri. Sadece binek otomobillere odaklanan bir dernek yönetimi ekonominin can damarı olan hafif ticari araç pazarını gözden kaçırma lüksüne sahip değil. Artan lojistik maliyetleri ticari araç filolarının yenilenmesini hızla engelliyor. Yönetim kurulunun binek ve ticari tarafındaki dengeyi çok iyi kurması gerekiyor.

Türk otomotiv sektörü artık suni büyüme masallarını dinlemek istemiyor. Vergi yükü, şarj altyapısı eksikliği ve finansmana erişim sorunları masanın tam ortasında duruyor. Hakan Tiftik ve ekibi bu sorunlara kalıcı çözümler üretebilirse tarihe geçecek. Çözemezlerse sadece önceki rekorları anan sıradan bir yönetim olarak anılacaklar.

Bu içerikte yer alan bilgiler kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir. Garaj Gündem, yatırım veya satın alma tavsiyesi vermez. Resmî bilgiler için üretici ve kurum açıklamalarını esas alınız.

Kaynaklar

İlgili Yazılar

Tartışma